Bazı sorunlar kapıyı çalarak gelmez.
Önce küçük bir değişiklik olarak kendini gösterir. Bir çocuğun arkadaş çevresi değişir, eve geliş saatleri farklılaşır, konuşmaları azalır, dersleri düşer, daha önce önem verdiği şeylerden uzaklaşır.
Aile ise çoğu zaman bir açıklama bulur.
“Ergenlik.”
“Arkadaşlarından etkileniyor.”
“Biraz büyüyünce düzelir.”
Belki de gerçekten öyledir.
Ama ya değilse?
Madde kullanımı konusunda asıl üzerinde durmamız gereken noktalardan biri tam da burasıdır. Çünkü bazı aileler problemi fark etmedikleri için değil, fark ettikleri halde ona başka bir isim verdikleri için geç kalabilirler.
Elbette bir gencin içine kapanması veya arkadaşlarının değişmesi, tek başına madde kullandığı anlamına gelmez. Ergenlik döneminde pek çok davranış değişikliğinin farklı nedenleri olabilir. Bu nedenle çocuklarımızı her davranışında suçlamak, sorguya çekmek veya etiketlemek doğru değildir.
Fakat hiçbir şeyi sorgulamamak da doğru değildir.
Önemli olan değişimi görmek ve anlamaya çalışmaktır.
Çocuğumuz neden son zamanlarda bu kadar öfkeli?
Neden ailesiyle konuşmak istemiyor?
Neden eski arkadaşlarından uzaklaştı?
Neden okuluna karşı ilgisi azaldı?
Neden sürekli para istiyor?
Bu soruların her birinin farklı bir cevabı olabilir. Fakat bazen cevap, bizim duymaktan çekindiğimiz bir yerde olabilir.
İşte o zaman yapılması gereken çocuğu köşeye sıkıştırmak değil, iletişim kapısını açık tutmaktır.
Çünkü korku üzerine kurulan bir iletişim, genci ailesinden uzaklaştırabilir.
“Bana doğruyu söyle!”
“Senin ne yaptığını biliyorum!”
“Bir daha yaparsan görürsün!”
Bu cümleler öfkeyle söylendiğinde belki anne baba kendisini ifade ettiğini düşünür. Fakat çocuk açısından bakıldığında, yardım istemenin önündeki duvarları daha da yükseltebilir.
Bunun yerine bazen sakin bir konuşma gerekir.
“Son zamanlarda seni farklı görüyorum.”
“Bir sorun varsa anlatabilirsin.”
“Önce seni dinlemek istiyorum.”
Bu cümleler basit görünebilir. Fakat aile içindeki güven duygusunu korumak açısından büyük önem taşıyabilir.
Madde kullanımıyla mücadele yalnızca çocukların sorumluluğu değildir. Ailelerin, okulların ve toplumun da sorumluluğudur.
Gençlere sadece neyin zararlı olduğunu anlatmak yetmez. Onlara arkadaş baskısıyla nasıl baş edeceklerini, istemedikleri bir teklife nasıl “hayır” diyebileceklerini, sıkıntılarını nasıl ifade edebileceklerini ve gerektiğinde kimden yardım isteyebileceklerini de öğretmeliyiz.
Çünkü bağımlılıkla mücadele, yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra başlamamalıdır.
Daha önce başlamalıdır.
Ben de gerçekleştirdiğim farkındalık seminerlerinde bu konuya bu açıdan yaklaşıyorum. Madde kullanımının risklerini anlatırken aynı zamanda aile içi iletişimi, gençlerin karşılaşabileceği sosyal baskıları, davranış değişikliklerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ve gerektiğinde profesyonel desteğe başvurmanın önemini ele alıyorum.
Amacımız korku yaratmak değil.
Amacımız fark etmek.
Çünkü bir çocuğun hayatında gördüğümüz her değişiklik bir sorun değildir. Ama hiçbir değişikliği önemsememek de çözüm değildir.
Bazen zamanında sorulan bir soru, zamanında yapılan bir konuşma ve zamanında alınan destek çok şey değiştirebilir.
Bu yüzden çocuklarımızın hayatındaki değişimleri küçümsemeyelim.
Hemen hüküm vermeyelim.
Ama görmezden de gelmeyelim.
Çünkü bazı sorunlar büyüdüğünde fark edilmek için değil, daha erken fark edilmek için bize işaret verir.
Görmezden Gelmeyin
YORUMLAR