Modern ailelerde sessizlik artık eskisi gibi görünmüyor.
Eskiden suskunluk fark edilirdi; bugün ise herkes konuşuyor. Ama garip bir şekilde, kimse gerçekten duyulmuyor. Cümleler kuruluyor, cevaplar veriliyor, tartışmalar yapılıyor; yine de anlaşılma duygusu giderek zayıflıyor.
Aile içi iletişim, nicelik olarak artmış durumda. Mesajlar, bildirimler, kısa konuşmalar, hızlı tepkiler… Ancak bu yoğunluğun içinde asıl eksik olan şey dikkat. Dinlemek için değil, karşılık vermek için konuşulan bir dil hâkim. Bu da aile üyelerini birbirine yaklaştırmak yerine, aynı evin içinde yalnızlaştırıyor.
Evliliklerde sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, tarafların “Anlatıyorum ama anlamıyor” hissidir. Bu his, çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Zamanla birikir. Eşler, anlatmanın işe yaramadığına inandıkça daha kısa konuşur, daha az paylaşır. Konuşma azalmaz belki; ama derinlik kaybolur. İlişki, gündelik işleyişin sürdüğü bir ortaklığa dönüşür.
Çocuklar bu ortamdan bağımsız değildir. Evde herkesin konuştuğu ama kimsenin gerçekten dinlemediği bir düzen varsa, çocuklar da duyulmadıklarını hisseder. Bu durum, onların kendilerini ifade etme biçimlerini etkiler. Ya aşırı tepki verirler ya da tamamen içlerine kapanırlar.
Her iki durumda da mesele, duyulma ihtiyacının karşılanmamasıdır.
Burada önemli olan ses yükseltmek ya da daha çok konuşmak değildir. Asıl ihtiyaç, durmak ve gerçekten dinlemektir. Dinlemek; savunma yapmadan, düzeltmeye çalışmadan, hemen çözüm üretmeden karşı tarafın duygusuna alan açabilmektir. Aile içinde bu alan yoksa, iletişim varmış gibi görünen ama bağ kurmayan bir düzen oluşur.
Aile danışmanlığı sürecinde en çok karşılaşılan cümlelerden biri şudur:
“Beni dinlese her şey farklı olurdu.”
Bu cümle, sorunun çoğu zaman iletişim tekniğinden değil, ilişkideki güven ve dikkat eksikliğinden kaynaklandığını gösterir.
Aile olmak, aynı konularda konuşmak değil; aynı duygulara temas edebilmektir. Bunun için de herkesin kendini duyulabilir hissettiği bir iklime ihtiyaç vardır. Aksi hâlde konuşmalar sürer, ama bağ zayıflar.
Belki de bugün aileler için sorulması gereken soru şudur:
Biz birbirimizle mi konuşuyoruz, yoksa sadece yan yana mı ses çıkarıyoruz?
Çünkü aileyi güçlendiren şey çok konuşmak değil; duyulduğunu hissettiren bir iletişim kurabilmektir.