Bir insan hayatımızdan çıktığında gerçekten ne gider?
Sesi mi?
Yüzü mü?
Dokunuşu mu?
Bir süre sonra çoğu ayrıntı silinir. Fotoğraflar kalır, bazı mesajlar kalır, birkaç hatıra kalır. Ama insanın asıl bıraktığı şey bunlar değildir.
İnsandan geriye, insanda bıraktığı kalır.
Bazen bir cümle.
Bazen bir bakış.
Bazen zor bir günümüzde söylediği küçücük bir söz...
Bir öğretmenin “Sen bunu yapabilirsin.” demesi yıllar sonra bile bir insanın hayatını değiştirebilir.
Bir babanın çocuğuna duyduğu güven, o çocuğun kendisine duyduğu güvene dönüşebilir.
Bir arkadaşın zor zamanda yanında durması, yıllar sonra bizim başka birinin yanında durmamıza sebep olabilir.
Demek ki insan, hayatımızdan çıktığında tamamen gitmiyor.
Bir parçası bizde kalıyor.
Ama bunun başka bir tarafı da var.
Bazı insanlar bize iyilik bırakmıyor.
Kırgınlık bırakıyor.
Güvensizlik bırakıyor.
Söylenmiş ağır bir söz bırakıyor.
Ve biz bazen yıllar sonra bile hiç tanımadığımız insanlara, geçmişte tanıdığımız birinin bıraktığı korkuyla yaklaşıyoruz.
İşte insanın bıraktığı iz her zaman güzel olmuyor.
Bu yüzden hayatımıza giren insanları küçümsememek gerekiyor.
Çünkü ne söylediğimizi unutabiliriz.
Ama karşımızdaki insanın bizim yanımızda nasıl hissettiğini kolay kolay unutmayabilir.
Birini cesaretlendirebiliriz.
Ya da farkında olmadan kendine olan inancını kırabiliriz.
Bir çocuğa “Sen yapamazsın.” demek birkaç saniye sürer.
Ama o cümlenin çocuğun içinde yıllarca yaşayabileceğini hiç düşünür müyüz?
Belki de insan ilişkilerinin en büyük sorumluluğu burada.
İnsan, başka bir insanın hafızasına değil, karakterine dokunabilir.
Bu yüzden “Nasıl olsa unutur.” diye söylediğimiz sözlerin hepsi gerçekten unutulmayabilir.
Bazen bir insanın hayatında yıllarca taşıdığı bir yük, bizim birkaç dakikalık dikkatsizliğimizden doğabilir.
Ama bunun tersi de mümkün.
Bir insanın hayatını değiştirmek için her zaman büyük bir şey yapmak gerekmez.
Bir kapıyı açmak.
Bir fırsat vermek.
Bir özrü kabul etmek.
Bir gün gerçekten dinlemek.
“Seninle gurur duyuyorum.” demek.
Bazen insanın hayatında yıllarca taşıyacağı şey tam olarak budur.
O yüzden belki de kendimize şu soruyu daha sık sormalıyız:
Ben insanların hayatından geçerken ne bırakıyorum?
Bir yara mı?
Bir korku mu?
Bir güven mi?
Bir cesaret mi?
Bir tebessüm mü?
Çünkü bir gün hepimiz birilerinin hayatından çıkacağız.
İsimler unutulabilir.
Yüzler bulanıklaşabilir.
Sesler hafızadan silinebilir.
Ama bıraktığımız iz, bizden daha uzun yaşayabilir.
Belki de bir insandan geriye kalan en değerli şey, başka bir insanın hayatında daha iyi bir insan olmasına sebep olmaktır.
Geriye ne kalır?
Eşya değil.
Söz değil.
Fotoğraf bile değil.
Geriye, dokunduğumuz insanların içinde bıraktığımız insan kalır.