Bazı olaylar vardır… Bir ilçenin tarihine yalnızca bir “haber” olarak değil, bir utanç satırı olarak kazınır. İdil’de son günlerde ortaya çıkanlar, tam olarak böylesi bir karanlık tabloyu gözler önüne sermektedir.
İlçenin sevilen kamu görevlilerinden genç bir kız kardeşimiz, şehir dışına aynı araçla seyahat ettiği, artık ilçede görev yapmayan eski üst düzey bir güvenlik görevlisinin, sahip olduğu makamı kötüye kullanarak kendisine yönelik zorlayıcı, sınırları aşan ve taciz niteliği taşıyan davranışlarda bulunduğunu büyük bir cesaretle dile getirmiştir. Genç kız kardeşimiz, yaklaşık 29 yaşında olmasına rağmen, 55 yaşlarındaki evli bu kişiyi bugüne kadar bir ‘abi’ hatta ‘baba’ figürü olarak gördüğünü ifade etmektedir.
Ne var ki, bu güven ilişkisi acımasızca istismar edilmiş; söz konusu kişi, bu güveni kullanarak tecavüze yeltenmesi olayın ağırlığını ve yarattığı travmayı daha da derinleştirmiştir. Olay bir anlık değildi, bu rahatsız edici ve taciz edici davranışlar farklı zamanlarda tekrarlanmıştı. Genç kız kardeşimizin cesaretle aktardıklarına göre, eski üst düzey güvenlik görevlisi defalarca telefonla arayarak, ısrarla rahatsız etmiş, bununla da yetinmeyip yanına kadar giderek taciz edici davranışlarını sürdürmüş; daha sonra evine kadar giderek zorla tecavüze yeltenmiş; farklı zamanlarda ise ısrarla rahatsız etmeye ve taciz niteliği taşıyan davranışlarını sürdürmeye devam etmiştir.
Bu satırları yazarken dahi insanın vicdanı sızlamaktadır. Bu olayların ardından, eski üst düzey bir güvenlik görevlisinin tayininin başka bir yere çıktı. Ve ne yazık ki bu karanlık hikâye, ilk failin tayininin başka bir yere çıkmasıyla sona ermemiştir.
Tam tersine… İlk failin tayiniyle bitmesi gereken kâbus, bu kez başka bir güç sahibinin devreye girmesiyle devam etti. Bu kez aynı birimde görev yapan kıdemli bir memurun da gücünü ve konumunu kullanarak genç kız kardeşimizi tehdit ve şantajla baskı altına aldığı, kendisinin de aynı eylemleri gerçekleştirmek istediği iddia edilmiş; zorlayıcı ve taciz sınırlarını aşarak fiziksel eyleme dönüşen davranışlarını sürdürmeye devam etmiştir.
Genç kız kardeşimiz, susturulmak istenen ve adım adım kuşatılan bir taciz sarmalının ortasında bırakılmıştır. Yaşadıklarını titreyen bir sesle, ancak dimdik duran bir onurla anlatmıştır. Çünkü konuşmak zorundaydı. ‘’Büyüklük, üniformada değil; karakterdedir.’’ Bu kız kardeşimiz, yalnız bırakılmayacaktır.
Bu kız kardeşimiz, duvarlara çarparak kaybolmayacaktır. Bir cesaret örneği, suskunluğa kurban edilmeyecektir. Bu olay bize bir kez daha gösterdi ki; kamu görevi, makam, rütbe, mevki, yetki… Hepsi birer emanet… Emanete ihanet eden kim olursa olsun, hesap vermek zorundadır.
Olayın failleri artık bu ilçede görev yapmıyor olabilir; ancak bu, yaptıklarının ağırlığını zerre hafifletmez. Koltuklar unutulur, ünvanlar silinir… Ama devletin gücünü kötüye kullanarak işlenen ihanet asla unutulmaz. Bu olayın ardından harekete geçen ilgili kurumların değerli yetkililerine, sürece dair tüm gerekli işlemleri titizlikle yürüttükleri ve genç kız kardeşimizin yanında durarak destek verdikleri için teşekkür ederiz.
İdil Gazetesi Ailesi olarak, konuyu hukuki ve toplumsal yönleriyle yakından takip ederek, gelişmeleri gazetecilik sorumluluğu çerçevesinde okurlarımıza aktarmaya devam edeceğiz.