Akabe Arapça bir kelime olup sarp yokuş demektir. Aşılması ve geçilmezi zor, dik ve rampalı yer demektir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Fakat insan zor yokuşu geçemedi. Zor yokuşun ne olduğunu sana bildiren oldu mu?” (Beled sûresi, 11-12.) İnsan zor yokuşu geçemedi diyor Rabbimiz. Peki, bu zor yokuş nedir ki insan onu geçemedi? İnsanın geçemediği, aşamadığı yol mu kaldı? Bu ayete baktığımızda aklımıza şu geliyor: Zor bir dağ var.
İnsan nefes nefese kalıyor. Yüksekte. En küçük hatasında uçurumdan düşecek ya da düşe kalka tırmanacak. Fakat Rabbimiz burada bir benzetme yapıyor. Bu yokuştan maksadın bir dağ yokuşu olmadığını, bundan başka bir şey olduğunu söylüyor. ayetin devamında akabenin/sarp yokuşun ne olduğunu söylüyor: Sarp yokuş: “Kölenin boynundaki bağı çözmektir.
Veyahut kıtlık gününde ister yakın akrabadan yetime olsun ister toza toprağa bulanmış yoksula olsun yemek yedirmektir. Bunların yanı sıra bir de iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhametli olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.” (Beled sûresi, 13-17.) Zorluk dağda değil, vadidedir. Zorluk tırmanma değil, açı doyurmadır. Zorluk nefes nefese kalma değil, eli titreye titreye üstü başı toz toprak olmuş kimsesize yardım etmedir.
Zorluk, herkes malını piyasan çekip stok yaparken, insanlar mağdur olmasın diye onu piyasaya sürmedir. Akabe dik yokuş değil, kimsenin kimseyi umursamadığı bir dünyada umursamadır, yardımdır. Sarp yokuş dağlarda değil, fabrikada işçinin hakkını kesintisiz vermedir. Onu yoksulluktan çıkarmadır. Onu yıllarca ve bir ömür boyu süren işçilikten azat edip, işveren yapmadır.
Zor yokuş, batmakta olana borç vermedir, yardım etmedir, elinden tutmadır. Vadide herkes birbirinin elinden tutar, sırtlar, korur kollar. Önemli olan, dik bir yokuşta onun elinden tutmaktır. Önemli olan her nefesin önemli olduğu bir zamanda ona arka çıkmadır. Önemli olan, savrulmakta olana ip uzatmaktır.
Ona da bu zor günlerin üstesinden gelmede yardım etmedir. Sarp yokuş beş vakit namaz, 15-20 saat oruç ve meşakkatli bir hacdan ibaret değildir. Komşu esnafın battığını görüyorsan, ona yardım ediyorsan ve ona borç verebiliyorsan budur. Sarp yokuşu aşamadı insan! Zoru başaramadı, geçemedi insan. Biliyor musun? Bizi zengin yapan şey sadece kasalarımıza giren paralar değildir. Bir yoksulun duası, bir mazlumun kısık sesle teşekkürü, iflasın eşiğindeki komşunun teşekkür eden bakışlarıdır. Gerçek zenginlik Alıntı; Murat Padak Selam be Dua ile Abdulselam Güleç Twitter;@GulecAbdulselam